|
Baslangı� sayfası | Yazılar | Biz kimiz | Ilişki - Kontak | | |||
G�n�n ayetiŞöyle ki, onlar artık iki değil, tek bedendir. O halde Tanrı'nın birleştirdiğini, insan ayırmasın.››
Matta 19:6 Kutsal Kitap ne �ğretiyor? - Broşï¿½rlerRadyoya direkt giriş |
Kutsal Kitap ne �ğretiyor? - Broşï¿½rlerSigaranın Dumanı - İ�kinin Dikeni![]() G�k kubbesi altında yeryuvarlağında her soydan her boydan kadının ve
erkeğin, gencin yaşlının, sağın solun, ortanın, dinlinin dinsizin, ortaklaşa
kullandığı, bir yandan tiksinti duyarken onu benimser g�r�nd�ğ� nesneye sigara
ya da t�t�n demişler. Bazılarca tabut
�ivisi diye adlandırılan bu keskin kokulu yanıltıcı i�kinin,
uyuşturucuların en yakın dostudur. Kadına erkeğe sevgi ile yaklaşan Tanrı
�eşitli tutkularla boğuşana sağduyu �ağrısını duyuruyor: �Paranızı neden ekmek olmayan nesneye, emeğinizi de doyurmayan şeye
harcıyorsunuz? Beni iyi dinleyin, iyi olanı yiyin. Semiz şey neyse onunla
lezzetlenin� (Yeşaya 55:2). Sigarayla ilgili acıklı ger�eklerden biri genellikle buna gen�lik �ağında
alışılmasıdır. Sigaranın en yakın yoldaşları, en başta kanser hastalığı ve
bunun yanı sıra bir s�r� hastalık zinciri ve erken yaşta �l�md�r. Son
yirmi-otuz yılda bilim uzmanlarının bu yıkıcı nesne �zerinde yoğun
araştırmaları ve �alışmaları pek �ok acıklı ger�eği �n�m�ze serdi. Kanserin
yanı sıra, enfarkt�s başta gelmek �zere �eşitli kalp hastalıkları, mide
d�zensizlikleri, pankreas bezi ve b�brek aksaklıkları, bilin� bozuk-lukları,
sinir sarsıntılarının bir�oğu, azak kesilmesi doğrudan doğruya sigara
tutsaklığından kaynak-lanmakta. Son g�nlerde sigara tutkusunun şizofreniye bile
katkıda bulunduğu sonucuna varıldı. Bronşit, nefes darlığı, s�rekli �ks�r�k, hazım g��l�ğ� t�r�nden bir�ok
hastalığın k�keni yine sigarada. Hamile kadının f�tursuzlukla sigarayı
t�tt�rmesi karnındaki d�l�t� akla gelmedik hastalıklara ve ıstıraba a�ık
bırakıyor. Ciğerlere oksijen g�nderilecek yerde karbonmonoksit, arsenik ve
katran g�nderilerek zavallı d�l�te zoraki sigara t�tt�r�l�yor. Doğan �ocuk
normalden hafif hem de hastalıklar kapmaya her an a�ık. Bunun sonucunda bir s�r�
�ocuk �l�mle boğuşmakta. Sigara tutsağı gen� kadın korksun! Bu yanıltıcının sonu olmayan etkenleri g�ng�nden kabarmakta, hem bedenin
hem de ruhun her yanına dal budak salmakta. Neye benzer bu? �zerine titrediğin
değerli bilgisayarın kapağını a�, i�ine incecik kum serp, kapağı kapatıp onun
d�zenle �alışmasını bekle! Bilim gırtlak kanserine yakalananlardan y�zde
99�unun sigara tiryakisi olduğunu vurguluyor. G�nde bir paket t�t�ren ellilik
insan sigaraya el s�rmeyen yetmiş beşlik bireyle eşit oranda hastalık
g�ğ�sleyebilme yeteneğini taşıyor sadece. Bronşitin oluşturduğu nefes borusu
tıkanıklıklarının başlıca etkisi sigaranın taa kendisi. Daima temiz havayı arayan, buna �zenen zavallı ciğerler kirli ve zararlı
dumanı i�eri sindirmeye zorlanıyor. Ağızdan �ekilen o zehirli duman burun
deliklerinden dışarıya �ıkıncaya dek dille anlatılamayan yıkıcı sonu�ları
beraberinde taşıyor. Beden par�alarının dili olsaydı herbirinin bu yanıltıcıdan
�ektiği acıyı, ıstırabı a�ıklayışını dinlemek y�rekleri burkardı. Gizli zarar gecinden
sırıtır. Akciğerde bulunan nefes borularında sadece mikroskopla se�ilebilen
kılcıklar bulunur. Bunların g�revi mukosu (balgam) temizlemektir. Silia diye bilinen bu k���c�k kılımsı
uzuvlar mikroskopun altında bir buğday tarlasını anımsatır. Sigaranın amansız
dumanı ciğerlere g�nderilince korkun� bir fırtınanın g�zelim başakları yere
serdiği gibi, zavallı kılcıkların t�m yararı ve etkisi hi�e indiriliyor.
Kılcıklar savunma yeterliliğini yitirince nefes boruları sık sık balgamla
tıkanıyor. Sigara kullananın ikide bir �ks�rerek boğazını temizlemeye �alışması
bunun belirtisidir. Sigaradan vazge�ildiğinde bu sakatlık giderilebilir, hasta
yerler iyi edilebilir. Sigaranın oluşturduğu sayısız orman yangını ve başka bir s�r� yangın nasıl
unutulabilir? Sigara nedeniyle yitirilen iş saatleri, sigortalara hastahanelere
d�k�len paralar, işgal edilen yataklar, kaybedilen ayaklar, ila�lara atılan
d�vizler korkun� sonu�lar arasında. Kadının erkeğin parmakları arasındaki
nesneyi umursamadan sergilemesi, yanındakileri rahatsız etmesi katmerli
bunalımın başka bir g�stergesi. Bilim sigara t�tt�renlerin �evreyi saran
dumanından onu kullanmayanların �ektiği işkenceyi s�rekli belirtmekte. Bu yolla
kansere ve başka hastalıklara yakalananların sayısı az değil. İkinci elden
�ektirilen, pasif yolla gelen hastalıklar zinciri deniliyor buna. �oluk �ocuk
bu amansız işkencenin mengenesinde. Nedir bu sigara? Amerika kara par�ası bulununcaya dek sigara alışkısının
pek bilinmediği bir d�şï¿½n�ls�n. 1613 yılında John Rolfe adlı para babası,
s�m�r� y�neticisi, ne ettiğini bilmez bir vurguncu ilk t�t�n balyalarını
Amerika�dan Avrupa�ya yollamakla bu �ld�r�c� nesneyi d�nya �apında kullanıma soktu.
Sıraladığımız yıkıcı sonu�larsa ancak son elli yılda sahneye �ıktı. O g�n bu
g�n sigaranın dumanı her yerde t�t�yor, tez elden mezarlar eşiliyor. Bir g�nde t�t�ne
harcanan paralarla yery�z�ndeki b�t�n a� insanlar doyurulabilir, sayısız kişiye
ila� sağlanabilirdi. Yeşaya peygamber İsa�dan yaklaşık 750 yıl �nce yaşadı.
�arpıcı bir s�zle sigarayı sanki herkese sergiliyor: �K�l yiyor; aldanmış y�rek onu saptırmış, canını �zg�r kılamıyor. Hem
de, �Sağ elimdeki yalancı şey değil mi?� diyemiyor� (Yeşaya 44:20). Bu
t�rden d�şï¿½nd�r�c� a�ıklamalar var Tanrı�nın canlı S�z��nde. Eski Mısır�ın,
Amerika yerlilerinin kahinleri kendilerine �zg� t�relerle oyalanırken sigara
yakar, din icapları gereğince putlara �fler, bu arada sunular sunardı. Taşa,
tahtaya, madene eğilenlerin anlamsız alışkıları gence yaşlıya �l�mc�l moda, kan
kusturan huy kesildi şu �ağda. Bu zararı, kokuyu ve yaka silkilen belayı ne giderebilir? Sigara isteğini
kam�ılayan etkenlerin ba-şında bencillik, zevki okşayıcılık ve g�nah sırıtıyor.
�Bedeniniz tepeden tırnağa sağlıksız,
taze dar-be izleriyle, yara bereyle dolu, temizlenmemiş, yağla yumuşatılmamış,
sarılmamışï¿½ (Yeşaya 1:6). Bedenin �daha daha� diyen dileklerini dinsel
t�resel uygulamalar gideremez. Bu yengi ve �st�nl�k �l�m� yenen kurtarıcı
Mesih�ten kaynaklanır. Bunları alt edebilen g�� Rab İsa Mesih�tedir. O�nun
sağladığı ruhsal yaşam ger�ekleşince nikotin işkencesinden �zg�r edilmek
kıvandırıcı g�nence d�n�şï¿½r. Bu ilişkide Sevin� Getirici Haber şï¿½yle der: ���nk� Mesih bağlılığında yaşam veren Ruh�un
yasası beni g�nah ve �l�m yasasından �zg�r kıldı. ��nk� bedenin gereksiz
istekleri y�z�nden ruhsal yasanın g��s�zl�kten �t�r� yapamadığını Tanrı yaptı�
(Romalılar 8:2-3). ��r�k tahta mıh tutmaz demiş atalar. Oysa bir zamanlar sapasağlam ağa�tı o.
Varlığını i�kiyle yıpratanın durumu s�rekli ��r�yen tahtadan da beterdir.
Bundan zarar �ıkmayacağını d�şï¿½nebilir o kişi; ama ger�ek bambaşkadır. Konuya
ilişkin Tanrı S�z��nde vurgulanan uyarı şï¿½yledir: �Kandırılmayın! Tanrı�yla eğlenilmez. Herkes ne ekerse onu bi�ecektir.
Bedenin gereksiz isteklerini hoşnut etmek i�in eken ��r�me bi�ecek. Buna karşı,
ruhu hoşnut etmek i�in eken Ruh�tan sonsuz yaşam bi�ecek� (Galatyalılar 6:7-
8). Alkol�n yıkıcı etkisi evrensel �aptadır: Yıpranan yaşamlar, s�nen yuvalar,
harcanan insanlar.. İ�ki sonucu giderek yoğunlaşan adam �ld�rme, kız kadın
zorlama, trafik felaketleri, boşa giden iş saatleri, vb. da ayrı sorun. Kutsal
Kitap�taki uyarılar zinciri şï¿½yle s�rd�r�l�r: �Şarap g�l�n�l�kle sonu�lanır, sert i�kiyse �atışmayla... Bunun
ardından s�r�klenenin aklı kıttır... Şarabın kıpkırmızı olmasına, kadehte
rengini pırıldatmasına, kolaylıkla i�e sindirilmesine kanma. Sonunda yılan gibi
ısırır, engerek gibi sokar. G�zlerin yabansı g�r�nt�ler g�recek, y�reğin de
sapık sapık s�zler s�yleyecek� (S�l.�zd. 20:1; 23:31-35). Bu ilşkide İsa Mesih�in �ğ�d� şudur: �Kendinize
dikkat edin; zevk-sefayla, sarhoşlukla, yaşamın kaygılarıyla y�rekleriniz
katılaşmasın. Ve O G�n size bir tuzak gibi ansızın gelmesin� (Luka 21:34).
Ardından bu �nemli uyarılar şï¿½yle s�rd�r�l�r: �G�ne yaraşır bi�imde vaktimizi saygıdeğer tutumla ge�irelim;
i�kili-g�r�lt�l� eğlence alemleriyle, sarhoşlukla, rasgele yatak
arkadaşlıklarıyla, soysuzlukla, kavgacılıkla, kıskan�lıkla değil� (Romalılar
13:13). �İ�kiyle sarhoş olmayın; bu
aşağılık bir şeydir. Tersine Ruh�la dolun� (Efesoslular 5:18). Tanrı�dan
esinlenen S�z değişmemiştir, sağduyuludur, usa uyumludur. Konuyla
ilgili olarak Tanrı peygamberlerinin ağzından şu S�z duyuruluyor: �İ�kinin
ardından koşmak i�in sabahleyin erken kalkanların, geceleyin ge� vakte dek
şarapla kızışıncaya dek eğlenenlerin vay
başına!..� (Yeşaya 5:11). � Yery�z� sarhoş bir insan gibi sendeliyor, bir
salıncak gibi sallanıyor� (Yeşaya 24:20). Başka bir peygamber de yine bu derin yarayı deşiyor: �Komşusuna
i�ki i�irenin vay başına! Ona zehirini katıyorsun, onların �ıplaklığına bakmak
i�in onları sarhoş ediyorsun� (Habakkuk 2:15). Ve peygamber
g�nah tutsaklığında ağınanların sarsıntısını şu betimsel dille anlatıyor: �Y�rek her şeyden daha aldatıcıdır ve �ok
��r�kt�r; onu kim anlayabilir?� (Yeremya 17:9). Y�reğin kandırıcılığı temel
sorunumuzdur. İ�ki kadehinden destek ve avuntu arayanı d�ş kırıklığı, ��k�nt�
bekler. Yalan bu insan kardeşi yıkıma
g�t�rmekte. Aynı kesimde g�nahlı insanın
i�tenlikli haykırışı dile getirilir: �Ya RAB, beni iyi et ve iyi olacağım. Beni kurtar ve kurtulacağım� (17:14).
�Kurtuluş RAB�tendir� (Yunus 2:9). Ne bir dinden, ne t�reden, ne
oru�lardan, ne de psikiyatri tedavisinden olumlu sonu� �ıkabilir. Acıklı
ger�eği biz g�nahlı yaratıklarından daha iyi bilen Tanrı, insan bedeni kuşanan
kurtarıcı Mesih�i değil salt alkolden ama her illetten kurtarsın diye g�nderdi.
Yeni yaşamı, yeni istemi ve istekleri verebilen tek kişidir O. Varlığı i�kide,
ya da başka her �eşit tutsaklıkta kenetleneni İsa Mesih parlak değişmeye ve
yeni insanı b�t�nlemeye ileterek ger�ekleştirir. O�nun arıtma, sağaltama,
yenileme g�c� tarih boyunca denenmiştir. Bu tutsaklığa s�r�klenene doğrulttuğu
soru şudur: �İyi olmak ister misin?�
(Yuhanna 5:6). G�nahtan arıtılmış, Tanrı g�c�yle yenilenmiş yaşam tazeliği
O�ndadır. Sigara, i�ki, uyuşturucular, vb. t�m� birer ka�amaktır. Kesin ��z�m�n
nerede bulunduğunu kestiremeyen yitik insanın �etin sorunlara ��z�ms�z �areler
araması. Oysa sevgi kaynağı Tanrı y�kl� canı somut yardımcıya, kurtarıcıya
�ağırıyor. Kesinlikle arıtılmak i�in bu Dost�a iman etmek istemez misin? Uzmanlar-araştırmacılar
i�kiden kaynaklanan sağlık sarsıntılarını g�ng�nden daha geniş �apta �n�m�ze
sermekte: Alkol kanı pıhtılaştırıp tutkal gibi yapışkan duruma sokuyor. Sıtma
ve aşırı yanma etkisi de aynı sonu�ları doğuruyor. Kırmızı kan h�creleri
yapışkanlığa d�n�şï¿½nce kanın dolaşımı aksıyor. Sonunda gerekli oksijen beyine
ulaşamıyor. Oksijen sadece kan dolaşımıyla h�crelere ulaşabilir. Oksijensiz
kalan h�creler hemencecik �l�yor, yerine başkaları yetişmiyor. Her i�ki alemi
on binlerce beyin h�cresinin �l�m�yle sonu�lanıyor. Alkol karaciğer, b�brek,
kalp damarları t�r�nden beden par�alarının h�crelerini de mahvediyor. Bunlardan
ayrı, beyinde oluşan zarar ve sarsıntılar arasında s�rekli unutkanlık,
k�rleşmiş duygu, karar verebilme yeteneksizliği belirmekte. Alkolik kişinin
beyni yararsız bir et par�asına d�n�şm�şt�r. Kuşkusuz yapıcı girişimlerde
yararlılık g�sterebilirdi o! Bunalımın
tarih�esi �ok eskidir. İ�ki kurbanlarının sayısı t�m savaşlardaki can kaybından
da aşkındır. İ�ki sonucu boşanmalar başka boşanmaları geride bırakıyor. Aileler
yıkılıyor, �ocuklar d�rtyol ağzında kalıyor; i�ki tutsağı kişinin �oluğunu
�ocuğunu d�şï¿½nmek y�rek burkucu. Uyuşturuculara tutsak nice gen� ilkin alkole
yakalandığını, beklediği zevki orada bulamayınca afyona, morfine kayıverdiğini
derin �z�nt�yle anlatıyor. Gen�ler ikisini karıştırınca bir felaket d�nyası
oluşuyor. Her k�şede a�ılmış yaralar sırıtıyor. Alkol tutsağının kişisel istem
ve kararla i�kiye rest �ekebilmesi �etin iştir. Pek �ok kişi bunu denedi,
başarı elde edemedi. Bireyin i� d�nyasında tanrısal eylem gerektir. Bunun
nedeni şï¿½yle belirtilir: �Y�rek her şeyden �ok aldatıcıdır; aşırı oranda
d�şï¿½kt�r. Onu kim bilebilir?� (Yeremya 17:9). Niceler alkole aldanarak, aldatılarak kapıldı! G�nahlılığını
anlayan seven Tanrı�dan dilekte bulunursa kurtarıcı İsa Mesih g�nahtan
arıtmaya, yenilenmiş y�reği sağlamaya her an hazırdır. Yeni yaşamın kaynakları
O�ndadır. Şu g�venlik s�z� O�na iman edene ilişkindir: ���nk� her kim Mesih
bağlılığındaysa yeni bir yaratıktır. Eskisi ge�ip gitti, işte yepyeni oldu� (II
Korintoslular 5:17). Yaşam y�klerinden
ve kaygılarından ka�abilmek i�in kadehe sarılmak, sonu�ları yıkım
getiren bir zevki aramak �ndeki somut fırsatı bile bile tepmektir. Mutluluklar
bolluğu Tanrı katındadır. Bunlar Mesih�in kurtarışını imanla
değerlendirenindir. Siğınmacılar - Ger�ek Sığınmacılar![]() Son kırk yılda ulusları, toplumları, �eşitli yardım kurumlarını uğraştıran bir gelişim g�ncel konu.. G�zlemciler bunu evrensel bunalım olarak nitelendiriyor. G�r�lmemiş bir insan akımı �lkeden �lkeye taşıyor: Sığınmacılar, iltica hakkı arayan milyonlar ve bu sele kaptırılan milyarlar. Kadın erkek, �oluk �ocuk, gen� yaşlı �eşitli nedenlerle yerine yurduna rest �ekiyor, ka�amak yollarla başka �lkelerde olanaklar arıyor! Ne pasaport, ne denetim, ne de kontrol! Ama bunlardan daha etkin karanlık �rg�tler yoğun �abayla bu işi k�r�kl�yor: Insan ka�ırarak astronomik kazan�lar sağlayan uluslararası mafiya ağları.. Insan kardeşin yarasından, acısından para kırmayı başarabilen can bezirganları bazı durumlarda parayı alıp bulut oluyor ya da tuzağa d�şï¿½rd�klerinin acıklı �l�m�n� seyrediyor ve yeni baştan pa�aları sıvayıp kirli işi s�rd�r�yor. Kaldığı �lkede durumu �etin bulan niceler ��z�m� yasasız yolla başka yere sızmakta buluyor: Sağcıyım, solcuyum, şeriat�ıyım, baskı g�ren azınlıktanım, inancım y�z�nden topun ağzındayım, vb. Kuşkusuz pek �ok insan sığınmacılıkta haklı! Belki de yurdunda işkence �ekecek, cezaevine tıkılacak, canına kıyılacak. Eşini �ocuklarını bırakıp �zg�rl�k ve g�venlik aramak nicelerin can kaygısı! Ama yaranın uzantıları saymakla t�kenmiyor: Ailelerin par�alanışı, verimli olabilecek yaşamların verimsizliğe eğitimsizliğe kayışı, nicelerin yasasız eylemlere dalışı ve ardı gelmeyen kargaşalıklar zinciri. G�r�lebileceği gibi bu işi yararcılığa d�n�şt�rerek salt ekonomik kovalayışla ya da ser�ven aşkıyla sığınmacı olanlar �ok. Havadan sudan �z�rle iltica, �b�r �lkenin b�t�esini zorluyor. Antla, yalanla hatta mayın tarlalarında, kudurgan dalgalarda ya da dapdaracık dehlizlerde havasızlıktan, susuzluktan canını yitirmek bu atılımın y�rek burkucu akıbetlerinden. Ademoğlu sanki yanlış işe doğmuş! Sığınmacılığın ��kağıt�ılığa d�n�şmesi utandırıcı y�z karası! Insansal felaketlerle beliren �ağımızın bellibaşlı dertlerin biri de bu.. Gelişmiş �lkeler ne yapacağını şaşırmış! Bize yepyeni bir gelişim gibi gelen iltica nereden doğdu? Uygulama Musa�nın g�nlerine dayanmakta. Tanrı İsrail halkını bir ulus olarak kurarken Musa�ya onlarla ilgili yasalarını verdi. Bunlardan birinde ilticaya da yer ayrılıyordu: ��� Erden ırmağının doğusunda, ��� de batısında olmak �zere altı iltica kenti ayrılacak. Bu kentlere sığınma hakkı şï¿½yle tanınıyordu: Birisi kaza sonucu, hi� tasarlamaksızın ��rneğin ormanda odun keserken� soydaşını �ld�recek olsa, �� alıcılardan kurtulabilmek i�in en yakındaki sığınma kentine ka�acak. Ama sığınmanın ger�ek ya da yapmacık olduğu kişiyi tanıyan toplum ihtiyarlarından oluşan �zel kurulda kararlaştırılacak. İki tanık dinlendikten sonra, ihtiyarlar o kişinin soydaşını isteyerek �ld�rmediğini kesinleştirecek. Bu adam en yakındaki sığınmacı kentine ka�acak, hi� kimse onu oradan �ıkaramayacak.. Bu yerlere ileten yollara SIĞINMA KENTİNE GİDER diye yazılı levhalar konularak y�ntem g�sterilecek. Sığınan kişi su�una karşı parayla kurtulmalık �deyemeyecek. Bu sığınma yerinden ayrılırsa yakalanıp �ld�r�lebilecek. Korkusuzca orayı bırakması tek koşula bağlıydı: Toplumun başrahibi �l�nce, sığınmacı kendi kentine, k�y�ne, yakınlarına d�nebilecek. Bunun yanı sıra, Tanrı Eski Antlaşma�da İsrailliler�e şu ilkeyi buyuruyor: �Efendisinden ka�ıp size sığınan k�leyi efendisine teslim etmeyeceksiniz. Bırakın kendi se�eceği yerde, beğendiği bir kentte aranızda yaşasın. Ona baskı yapmayacaksınız� (Yasanın Tekrarı 23:15,16). Bu y�ntemin sonrası olarak, tapınaklara sığınma �abası belirdi: �Adoniya ise S�leyman�dan korktuğu i�in, gidip sunağın boynuzlarına sarıldı� (I.Krallar 1:50). Ve bu eski sığınma sağlayışlarından kaynaklanan ilticacılık g�n�m�ze dayandı. Ger�ek sığınmacının itkisi korkudur. Candan tatlı ne var? G�nahların i�in senin i�inde de yoğun korkular barınıyor. Hak Yargı� Tanrı�nın ger�ekleştireceği cezadan nasıl ka�acaksın? Nereye sığınacaksın? Cezadan kurtarabilen sağlam sığınağı nerede bulacaksın? Yıllar �ncesi işlediğin k�t�l�ğ� belki unuttun! Ama g�nlerden bir g�n o eski su� sırıtıverir. Bazıları zaman aşımı yasalarından yararlanabilir; ne var ki, su� su�tur. �rtbas edilebilse bile �zerinden s�nger ge�irilemez. Davut peygamber yakınır: �G�nahım s�rekli karşımda. Sana karşı, yalnız sana karşı g�nah işledim. Senin g�z�nde k�t� olanı yaptım� (Mezmur 51:3,4). Yeşaya peygamber de şu ikrarda bulunur: �G�nahlarımız bize karşı tanıklık ediyor� (59:12). Musa peygamber halka şï¿½yle der: �G�nahınıza gereken karşılığı alacağınızı bilmelisiniz� (��lde Sayım 32:23). Senin de bir g�nah ve su� sorunun var: �T�m� g�nah işledi ve Tanrı�nın y�celiğinden yoksun kaldı... İnsanları bir kez �lmek, ardından da yargılanmak bekliyor� (Romalılar 3:23; İbraniler 9:27). �l�mden korkarız; ama da-ha �ok gelecek yargıdan korkalım. Yargı yetkisinin yanı sıra, Tanrı g�nahlıya sığınma �aresini a�ıklıyor. Kutsal Kitap�ta yazılıdır: �Hepimizin �leceği kesin, toprağa d�k�l�p yeniden toplanamayan su gibiyiz. Ama Tanrı canı almaz; s�rg�ne g�nderilen kişi kendisinden uzak kalmasın diye ��z�m yolları d�şï¿½n�r� (II.Samuel 14:14). Musa�nın g�n�nde kaza sonucu insan �ld�rene Tanrı sığınma kentleri ayırdı. Bu Tanrı, �ağları toplumları kapsayan eylemle su�luyu yargıdan, sonsuz cezadan kurtarabilen g�nahsız Mesih�i yery�z�ne g�nderdi: O �ld�, g�m�ld�, dirildi, g�klere y�kseldi. Şimdi Tanrı�nın sağında g�nahlı insan i�in şefaat etmekte. Canını sığınma kentine atan, başrahibin �l�m�nde artık serbestti. Hi� kimse onun kılına dokunamazdı. Şimdi Tanrı�nın sağında duran diri başrahibimiz İsa ha�ta �l�nce her su�luya af ve �zg�rl�k sağlandı. Ancak, bu sağlayışı imanla değerlendirene, O�na sığınana! ![]() Denizli yakınında Kolose �nemli bir kentti. Bug�nk� adı Honaz. Bu yerde iş g�� olanakları boldu. O d�nemde k�lelik doğaldı. Filimon başarılı bir iş adamıydı. Bir s�re �nce putlara tapıcılığı bırakıp Mesih�e bağlanmıştı. Mesih�in el�isi Pavlos�la yakın arkadaşlığı vardı. Kilise binaları olmadığından inanlılar topluluğu Filimon�un evinde buluşurdu. Bir�ok inanlıya yardımıyla bilinen bu insanın Onisimos adlı bir de k�lesi vardı. Bir g�n bu gen� para aşırıp nefesi başkent Roma�da aldı. O koca kentte kim bilecekti onu! Ama g�nlerden bir g�n Pavlos�la karşılaşmasın mı! O, Mesih�in kurtarma haberini yaydığından Roma�da yargılanmaya getirilmişti. Buluşma bir raslantı değil, Tanrı�ca kararlaştırılan iyi sonu�lu bir gelişimdi. Pavlos dostu Filimon�un hatırını sorunca, sığınmacı k�le ona işin i�y�z�n� a�ıkladı. �yledir, bir�ok g�nahlı i�indeki d�rt�s�n� a�ıklamanın �alkantısı ve baskısı altındadır. Her durumda, her yerde seven Tanrı�nın kayrasal bağışını anlatan Pavlos gen� insana da g�nahın �ektirdiği eziyeti belirtti, onu t�vbeye, kurtarıcı Mesih�e imana �ağırdı. Onisimos o anda g�nah ağırlığının gittiğini anladı. Ama mağdur Filimon�un zorlanan hakkı ne olacak? Mesih�e iman ederek g�nahtan arıtılmak en parlak g�nen�tir. Ne buyrulur Kutsal S�z�de? ï¿½İşlediği g�nahı itiraf edecek; beşte birini �zerine ekleyerek mağdura �deyecek� (��lde Sayım 5:7). Elbette Tanrı ilkesi, hakkını helal et! mırıldanışından daha adaletli ve �zl�d�r. Gelgelelim Onisimos�a. Pavlos�un Tanrı buyruğunu a�ıklamasıyla, Kolose�deki efendisine d�nmeyi kabul ediyor, ama aşırdığı paranın altından girmiş, �st�nden �ıkmış! Nasıl �deyecek Filimon�a? Bu durumda Pavlos imdada yetişiyor. Ka�ak k�lenin eliyle g�nderdiği mektupta dostu Filimon�un uşağı kucaklayıp bağışlamasını diliyor ve yanı sıra şunu ekliyor: �Eğer herhangi bir konuda sana haksızlık etmiş ya da borca girmişse, bunu benim hesabıma yazasın... Sana �deyeceğim� (Filimon 18). Dost Pavlos, g�nahlı su�lu Onisimos�un haksızlığını �stleniyor, bunu kendisinin �deyeceğine ilişkin efendisine s�z veriyor. Tanrı Kutsal Kitap�ta bu t�r betimlerle, diri benzetilerle bireye a�ıklıkla konuşuyor: �G�nahlısın. Su�un seni benden ayıran, ıraklara ka�ıran adaletsizlik eylemidir.� Dinine t�resine karşın, vurdumduymaz ademoğlu Tanrı�yı mağdur etti. O�nun kutsallığını, hakkını, y�celiğini ayaklar altında �iğnedi. Sonra korku dağları aldı; tabanı basıp O�nun �n�nden ka�tı. Ama nereye ka�abileceksin o egemen Kat�tan? G�nah borcun �ylesi taşkın ki, merkez bankasındaki paraların toplamı, din kitaplarındaki �abaların b�t�n� o borcun bir kesimini olsun silemez! Kim Tanrı�yı parayla satın alabilir? Kim O�na, �Hakkını helal et!� diyebilir? Arıtılmaya ilişkin şunlar yazılıdır: �İnsanın yaptığı işlerle değildir. �yle ki, kimse �v�nmesin� (Efesoslular 2:9). Ka�ak Onisimos kesin g�venle efendisi Filimon�a d�nd�. Elindeki o değerli ve etkili aracılık mektubuyla.. Pavlos ondan k�le olarak değil, �G�venilir ve sevgili kardeşï¿½ diye s�z ediyor (Koloseliler 4:9). Budur g�nahlı insanla g�nahsız Tanrı�yı barıştıran eylem ve y�ntem. Tanrı�nın biricik Oğlu İsa Mesih O�nun hakkına adaletine, �te yandan da O�nu mağdur eden kadının erkeğin tanrısal sevgi ve bağışlanma gereksinimine ilgiyle yaklaşarak aramıza geldi. Y�celerdeki g�rkemini, meleklerin parlak tapınışını bir yana bıraktı, insan bedeni kuşandı. Pek �ok sığınmacı gibi yeri yurdu, barınağı ge�imi olmayan bir yoksul gibi yaşadı. Aynı zamanda tanrısal g�c�n� eylemleriyle belgeledi. Tanrı katında seni bağışlayabilen, seni yepyeni insan kılabilen kurtulmalık kanını sundu O. Sana gereken her cezayı �stlendi, cehennem acılarını �ekti, Baba Tanrı�ya, �G�nahlının su�unu benim hesabıma yazasın!� diye imza verdi. Arıtma yetkisine ve g�c�ne iman edene kayra ve doğruluk sağladı. En d�şï¿½k su�lunun bile alnı a�ık, Tanrı�nın katına �ıkabilmesini ger�ekleştirdi. Filimon�a g�nderilen o kısa mektubun �zeti budur. Mesih bağlılığına ge�en Onisimos Filimon�un yanına bir k�le olarak değil, belirgin eşitliğe kavuşmuş �zg�r bir kardeş olarak d�nd�; kucaklandı, sevildi. Ne diyor Pavlos? �Tutukluluğumda o benim ruhsal oğlum oldu. Bir zamanlar sana yararsızdı; ama şimdi hem sana, hem de bana yararlıdır... Kendisini beni kabul eder gibi kabul et... Bundan b�yle o bir k�le değil. k�leden �tedir... Sevgili bir kardeştir� (Filimon 10,11,17,16). G�nahlının g�nah ve su� borcunu su�suz hayatıyla, kutsal kanıyla �deyen Rab İsa Mesih, kurtardığı can i�in Baba Tanrı�ya b�yle aracılık eder. O�na sığınan can arıtılır, �zg�r kılınır, Tanrı ve insanlar karşısında saygılı bir insan aşamasına y�kselir. Budur Mesih�in karşılıksız verdiği yeniden doğuş. Onisimos �nceki efendisine yararlı bir iş arkadaşı, hem de kardeş olarak d�nd�. Adının anlamı da budur: Yararlı. Daha �nemlisi, Tanrı�ya yararlı bir inanlı oldu, başkalarına tanrısal haberi yaydı. Kendisinin kavuştuğu kesin affı, kurtarıcı Mesih�ten aldığı eşsiz kayrayı, sonsuz yaşam g�nencinin �nemini �z varlığından verdiği tanıklıkla herkese anlattı. �lkeden �lkeye sığınan g�nahını, sorunlarını, dertlerini de beraber g�t�r�r. Sığındığı �lkede cinayete karışanlar, cezaevlerine sokulanlar az değil! Bunlar yeni bir �lke tasarlar. ��nk� i� d�nyaları korkuyla �alkalanmakta: politik ya da ekonomik. İsa Mesih�in sevgi dolu �ağrısı sana da varıyor: �Ey b�t�n yorulanlar ve ağır y�k altında yıprananlar! Bana gelin. Sizleri dinlendiririm... Kim susarsa bana gelsin ve i�sin� (Matta 11:28; Yuhanna 7:37). �Yorgun cana kıyasıya i�iririm, her baygın canı doyururum� (Yeremya 31:25). �l�m koyağı �tesinde canını kime atabileceksin? Sırat K�pr�s� - Utan� Duvarı![]() Ademoğlu hayaller d�nyasında eğleşmeyi �teden beri alışkısı kılmış. Bazılarının hayalini oyalayan Sırat K�pr�s�, varsayıldığına bakılacak olursa, �teki d�nyaya uzanan, cehennemin tam �zerinde kurulmuş �ok mu �ok uzun, zayıf mı zayıf bir k�pr�d�r. Bazı din yazarlarının yorumuna g�re, bilinen k�pr�lerin en darı, en incesidir. Bazı yazarlar da onu kılıcın ağzına benzetirler. Bu d�nyadan sonsuza ge�en insan, yery�z�nde ge�irdiği yaşama yaraşır bi�imde, bu k�pr�den yıldırım hızıyla tez ge�ebilir, �ok hızlı bir yarış atının atılımı benzeyişinde yel gibi �n�n� yarabilir, ya da en k�t�s� ancak kaplumbağa adımıyla yol aşabilir. En berbat insana yaraşır �l�� sonuncusudur. Bu yazarlara g�re, sayısız kişi g�nahının �okluğu nedeniyle bu incecik k�pr�den ge�meyi başaramaz. Aşmaya �abalarken, nazik bir anda tepetaklak o �rk�t�c� u�uruma yuvarlanarak kendini kızgın cehennemin i�inde bulur. T�m� de merağı gıdıklayıcı bu kuramların ger�ek payı ne olabilir? Tanrı sevgidir, d�zenin, sağduyunun kaynağıdır. Insanın parlak sonsuza ulaşmasını bu t�r alicengiz oyunlarına bırakmadığını anlamamız kendi yararımızadır. Yaratan şu �alkantılı d�nyada acının, ıstırabın bin bir �eşidiyle boğuşan insanı, yolun bitişinde b�yle bir dehşete salıvermekten ne kıvan� duyabilir? O�nun kayırıcılığı cambazları mı kapsar? Hayır, Yaratan hi�birimizle alay etmiyor, hi� kimseyi tiye almıyor. Yaradılışı tam d�zenle b�t�nleyen Tanrı, insan canının kurtuluşunu ve sonsuza kavuşmasını da Sırat K�pr�s��nden �ok daha sağlam ve somut sağlayışla kesinleştirdi. O�nun g�c�ne, y�celiğine yaraşan b�t�nleme budur, sunduğu g�venlik kendine �zg�d�r. Varsayımlara bakılacak olursa, Sırat K�pr�s��nden başarıyla ge�ebilen hi�bir kimse bulunamaz. Hangi yiğit kıldan daha ince, kılı�tan daha keskin bir k�pr�y� aşabilir? Bu t�rden bir marifeti beklemeyen Tanrı, �ok sevdiği ademoğullarına en sağlam ve g�venilir k�pr�y� a�tı. O�nun bilgeliği, adaleti bunu gerektirir. O her durumda hak�a davranandır. Bozuk, sallantılı eylemler O�na değil, şeytana �zg�d�r. �Tanrı k�t� şeylerle denenmez. Kendisi de hi� kimseyi denemez� (Yakup 1:13). I�inde bocaladığımız d�zensiz ortamın gerisinde insanın g�nahı sırıtmakta. Şimdiki sallantılı, bunalımlı yaşamdan sevin�le sonsuza ge�ebileceğimiz sağlam ve sallantısız k�pr�y� kurdu Tanrı. Bu g�venceli yol herkese a�ıktır. Iman ederek onu değerlendiren, Sırat K�pr�s� t�r�nden incecik �r�mcek ağlarına bel bağlamaktan kurtulur. Y�celiğine, egemen isteğine �zg� g��le her işini sonu�layan Tanrı, t�m �ağlarda her bucakta ademoğlunu korku �alkantısından kurtuluş ve sonsuz yaşam g�nencine y�kseltendir. Melekleri sevindiren, şeytanın insan �zerindeki belirgin etkisini yok eden Tanrı k�pr�s�, O�nun sınırsız sevgisinden, Baba ilgisinden kaynaklanır, kişiye dengeli adım attırır. Tanrı evreni oluşturan �ncesiz, diri S�z��n� insan bedeninde d�nyamıza g�nderdi. İsa Mesih adıyla bilinen kişi t�m �ağlarda Var Olan�dır. O�na bağlanan bir yaratığa değil, yaratılmamış olana inanır. O, bağışlamalık niteliğinde �armıha asılınca, g�nahtan, k�t�l�kten kutsallığa ileten sağlam Tanrı k�pr�s�n� kurdu. G�m�ld�kten sonra, ���nc� g�nde �l�ler arasından g�rkemle dirilince, g�nahtan ayrılarak O�na iman edene sonsuz yaşam g�nencini sağladı. G�klere y�kselince, yardımcısız ademoğluna y�celerde g��l� bir şefaat�ısı bulunduğunu kanıtladı. �Yeniden geleceğim� deyince barışsız, g�venliksiz insanlık ailesine, g��l� adaletli h�k�mranın şu bozukd�zen ortamın ilerisinde bulunduğunu, �zlenen y�netimi O�nun kuracağını ve s�rd�receğini belgeledi. İsa Mesih�in cana can katan s�zlerini değerlendirmek, bin bir yalanla yoğrulu şu karanlık �ağda yaratık kavramlarıyla oyalanmaktan milyon kat yeğdir, hem de Tanrı isteğidir: �Yol da, ger�ek de, yaşam da benim. Ben aracı olmadık�a kimse Baba�ya gelemez... Ben kapıyım. Benim aracılığımla giren kurtulur. Girer, �ıkar ve otlak bulur� (Yuhanna 14:6; 10:9). Tanrı Mesih�i onayladı: �Sevgili Oğlum budur; O�ndan hoşnudum. O�nu dinleyin� (Matta 17:5). Tanrısal tanıklık şï¿½yle s�rd�r�lmekte: �İ�inde bulunduğumuz bu kayraya O�nun aracılığıyla girme hakkına kavuştuk� (Romalılar 5:2). �İsa�nın kanı aracılığıyla Kutsallar Kutsalı�na girme konusunda kesin g�venimiz var� (İbraniler 10:19). �O�na imanımız ve g�venimizden �t�r�, Mesih bağlılığında y�ce kata kabul edilme g�vencesi taşıyoruz� (Efesoslular 3:12). Tanrı sana da en sağlam k�pr�y� kurdu. O kata eriş! Sevgi ve kayra Tanrısı biricik Oğlu kurtarıcı Mesih aracılığıyla hi� sarsılmayan, yozlaşmayan k�pr�y� a�tı. Sonsuzun g�venliğine ileten bu yolu sen de se�, kesin yarara kavuş. ![]() Berlin�de Demir Perde�ye d�ğ�m atan Utan� Duvarı yirmi sekiz yıl sonra ��kt�. Ne ��k�şt� o! Tanığı olduğumuz sevin�, coşku, y�rek ferahlığı unutulur anılardan değil! Herkes korkusuz, engelsiz utan� duvarını aştı. Tarihte duvarın hem olumlu hem de olumsuz y�n� vardır. Insan eliyle kurulan en uzun duvar �in Seddi�dir. Isa�dan �nce 214�te y�kseltilmeye başlayan, iki bin beş y�z kilometre uzunluğu olan bu duvarın �zelliği dıştan saldıran g��leri durdurmaktı. Duvar kurarak savunulan eski kentlerin yanı sıra, kocaman bir imparatorluğu savunan bir duvar! İsrailoğulları Tanrı�ca kendilerine verilen �lkeye girdiklerinde, sağlam duvarlarla �r�l� Yeriha kentine ulaştılar. Tanrı bu kenti onlara savaşla değil, aklı durdurucu bir mucizeyle verecekti. Buyruğa g�re, yedi rahip ellerinde boynuz borularla kentin �evresinde dolandılar. Altı g�n birer kez, yedinci g�n yedi kez. Son g�nde halk y�ksek sesle bağırdı, rahipler boynuz boruları �aldı, o g��l� duvarlar temelden ��kt�. Tanrı�nın y�nelttiği halk kenti savaşsız ele ge�irdi. O�nun �zel sağlayışıydı bu. G�revi ayırmak dışlamak olan duvarın, g�zle g�r�lmemeye karşın ayrımlı bir etkisi var. Bunun en �z�c� a�ıklanışı Tanrı S�z��ndedir: �Sizinle Tanrınız arasına k�t�l�kleriniz ayrılık koydu. Su�larınız O�nun y�z�n� sizden gizledi. Bu nedenle sizleri işitmiyor� (Yeşaya 59:2). Kutsal Yaratan�la g�nahlı yaratık arasında y�kselen g�nah duvarının korkutucu g�r�n�m� t�mden �z�c�d�r. G�neşe gereksinimi olan bitkinin mağara karanlığına sokulması gibi, g�nah duvarı da kadını erkeği cana din�lik dirilik sağlayan Tanrı�dan koparmış, Yaratan�dan gelen ruhsal yaşama set �ekmiş. Y�ceden beslenen canlılık iletişimini tıkamış.. Temel değerlerin kaydığı, kutluluklar kaynağının kuruduğu yaşamda kargaşa egemendir. ��ken Utan� Duvarı�ndan daha �irkin bir duvar karşında sırıtıyor. Bunun yıkılması temel gerek. Bu duvarın sarsıcı etkisini Tanrı şï¿½yle vurgular: �Ellerinizi a�tığınızda g�zlerimi sizden gizleyeceğim. Dua ardına dua etseniz bile dinlemeyeceğim. Elleriniz bol kanla bulaşık. Yıkanın, arıtılın. Işlerinizin k�t�l�ğ�n� g�zlerimin �n�nden kaldırın. K�t�l�k işlemeye son verin� (Yeşaya 1:15,16). İsa�dan yaklaşık bin yıl �nce, Davut peygamber Tanrı kayrasıyla affedilmenin g�nencini şu i�tenlikli ezgiyle kutladı: ��erağımı Sen yakacaksın. RAB Tanrım karanlığımı aydınlatacak... Tanrım�la duvar aşarım� (Mezmur 18:28,29). Tanrı�yla insan arasında dikili g�nah duvarı ışığı boğuyor, ruhu kaskatı karanlığa g�m�yor. Canın Tanrı�yı aramasına set �ekiyor, yaşamı cendereye sokuyor. Yalana ger�ek s�s� vererek �� boyutlu bunalımı oluşturuyor. G�z ardı edilemeyen su� g�nah duvarı tarihe karışan Utan� Duvarı�ndan daha beter duvardır. �z varlığını zindana tıkan g�nah bunalımına tınmazlık etme; duvar gerisinde canınla oynama. Bunun doğal uzantılarını da anımsa: Sevgiyi boğan kincilik duvarı, sağlıklı ilişkileri sarsan s�rt�şme-�atışma duvarı, al�akg�n�ll�l�ğ� kovan b�y�klenme duvarı, d�şmanlık aşılayan �ekememezlik duvarı, varlığını değişmeyen ger�ekten ayıran yalancılık-aldatıcılık duvarı, kavramını kanıtlı bilgiden koparan tepeden inme dikte duvarı, geniş �apta aydınlanmayı kısan bağnazlık duvarı, i� varlığını g�zellikten yoksun bırakan �irkinlik duvarı, kadını erkeğin yarısı kılan kıskan�lık-şovenizm duvarı, �zg�rl�ğ� bastıran tutsaklık duvarı. Ve duvar, her yanda duvar. T�m� de yerle bir edilmeli. İvedilikle.. Utan� Duvarı�nın ��k�şï¿½ne ağlayan olmadı; tersine, t�m d�nya sevin�le �oştu. Yaşamını kuşatan duvarlar yıkılınca, ilkin kendin sevineceksin ve g�klerde melekler sevinecek. G�ce, zenginliğe, yetkiye sahip Davut peygamber, duvarların tanrısal g��le yıkılabileceğini vurgular. Canını karanlığa g�men g�nah duvarıyla onun uzantılarını Tanrı�nın kayrası kaldırabilir. Kurtarıcı İsa Mesih�in g�venlik s�z� belirgindir: �Eğer Oğul sizi �zg�r kılarsa ger�ekten �zg�r olacaksınız... Ger�eği bileceksiniz ve ger�ek sizi �zg�r kılacaktır� (Yuhanna 8:36,32). �Bir vakitler ırakta bulunan sizler şimdi Mesih İsa bağlılığında, Mesih�in kanı aracılığıyla yakın kılındınız. ��nk� O bizim barışımızdır... Ikisini birbirine d�şman eden, orta yerde dikili engel duvarını �z bedeninde yıktı� (Efesoslular 2:13,14). Mesih�in bu sağlayışı sana da uzatılıyor. Maleklerin İlahisi - Vakit Dolunca![]() O g�rkemli olayı herkes duymuş olmalı. Geceleyin kırda koyunlarını otlatan �obanlar, karanlığın ansızın parlaklığa d�n�şt�ğ�n� g�rerek k���k dillerini yutacak gibi oldular. "Bu b�lgede gece kırda n�betleşerek s�r�lerini g�zleyen �obanlar vardı. Rab�bin meleği onlara g�r�nd� ve Rab�bin g�rkemi �evrelerinde parladı. B�y�k bir korkuyla sarsıldılar. Melek onlara, �Korkmayın� dedi. ï¿½İşte size t�m insanlığı ilgilendiren �ok sevindirici haberi m�jdeliyorum. ��nk� bug�n size Davut�un Kenti�nde bir kurtarıcı doğdu. Rab olan Mesih�tir O. Belirtiyi size bildiriyorum: Hayvan yemliğinde yatan, kundağa sarılı bir bebek bulacaksınız.� O anda, Tanrı�yı �ven g�ksel bir topluluk, meleğin yanında yer alarak hamtlar sundu: �En y�celerdeki Tanrı�ya y�celik, yery�z�nde O�nu hoşnut eden insanlara esenlik..� (Luka 2:8-14). "S�z beden oldu, kayra ve ger�ekle dolu olarak aramızda yaşadı " (Yuhanna 1:14a). "Melekler �obanlardan ayrılıp g�ğe �ekilince, �obanlar birbirleriyle danışarak, �Haydi gelin� dediler, �Beytlehem�e varalım, Rab�bin bize a�ıkladığı bu olayı g�relim.� Koşarak geldiler; Meryem�i, Yusuf�u ve yemlikte yatan bebeği buldular. Olayı g�r�nce �ocuğa ilişkin kendilerine a�ıklanan haberi yaydılar. T�m duyanlar �obanların anlattıklarına şaşıp kaldı... �obanlar kendilerine a�ıklandığı gibi duydukları, g�rd�kleri her şey i�in Tanrı�yı y�celterek ve �verek geri d�nd�ler... Anne karnına d�şmeden �nce melek aracılığıyla bildirildiği gibi, O�na İsa adı verildi" (Luka 2:15-21). �O, halkını g�nahlarından kurtaracak� (Matta 1:21). "İsa Kral Herodes�in g�nlerinde, Yahudiye�nin Beytlehem kasabasında doğduğu sırada doğudan Yeruşalim�e g�kbilimciler geldi. �Yahudiler�in yeni doğan kralı nerede?� diye soruşturuyorlardı, ���nk� O�nun yıldızını doğuda g�rd�k ve kendisine tapınmaya geldik.� Gelgelelim Kral Herodes bunu duyunca sarsıldı. Onunla birlikte b�t�n Yeruşalim de sarsıldı. Herodes halkın t�m başrahiplerini, dinsel yorumcularını bir araya getirerek onlara Mesih�in nerede doğacağını sordu. Onlar, �Yahudiye Beytlehemi�nde� diye yanıtladılar,���nk� peygamber aracılığıyla yazılmıştır: �Ey Yahudiye b�lgesindeki Beytlehem! Yahuda y�neticileri arasında hi�bir bakımdan en �nemsizi değilsin. ��nk� senden halkımı g�decek bir y�netici �ıkacak�" (Matta 2:1-6). �H�k�mranların H�k�mranı, rablerin Rabbi� (Vahiy 19:16). "G�kbilimcilerin doğuda g�rd�kleri yıldız �nlerinden gidiyordu. �ocuğun bulunduğu yerin �zerine varınca orada durdu. Yıldızı g�r�nce yoğun sevin� duydular. Eve girdiler, annesi Meryem�le �ocuğu g�rd�ler, yere kapanarak O�na tapındılar. Değerli nesnelerle dolu olan sandığı a�ıp O�na armağanlar �altın, g�nl�k ve m�r� sundular. G�rd�kleri bir d�şte Herodes�e d�nmemeleri i�in uyarılınca başka bir yoldan �lkelerine d�nd�ler" (Matta 2:9-12). �D�nyaya Işık geldi, ama insanlar karanlığı Işık�tan daha �ok sevdiler. ��nk� onların işleri k�t�d�r� (Yuhanna 3:19). "Yeruşalim�de Simeon adında bir adam vardı. Doğru ve tanrısayar biriydi o. İsrail�in avun� bulacağı g�n� beklemekteydi. Kutsal Ruh onun �zerindeydi. Rab�bin Mesihi�ni g�rmeden �lmeyeceği Kutsal Ruh aracılığıyla kendisine bildirilmişti. Simeon Ruh y�netiminde tapınağa geldi. Anneyle baba, ruhsal yasanın gereğini uygulamak �zere �ocuk İsa�yı tapınağa getirdiklerinde, Simeon O�nu kucağına aldı; Tanrı�ya y�celikle y�kl� s�zler s�yledi: �Ey egemen Rab, verdiğin s�z uyarınca, artık uşağını esenlikle bu yaşamdan ayırabilirsin. ��nk� g�zlerim kurtarışını g�rd�. T�m insanlığın �n�nde ha-zırladığın bu kurtarış uluslara Tanrı a�ıklamasını sağlayan ışık ve halkın İsrail�e y�ce-liktir�" (Luka 2:25-32). �Tanrı �nceki �ağlarda �eşitli bi�imlerde, ayrımlı yollardan atalarımıza peygamberler aracılığıyla konuştu. Ama şu son g�nlerde Oğul aracılığıyla bizimle konuştu. O�nu her şeye miras�ı atadı. O�nun aracılığıyla evrenleri yarattı� (İbraniler 1:1,2). "Rabbimiz İsa Mesih aracılığıyla Tanrı�ya şï¿½k�rler olsun!" (Rom. 7:25a)."Dille anlatılmaz armağanı i�in Tanrı�ya şï¿½k�rler olsun!" (II.Kor. 9:15). Yaratan�ın o parlak yaratığı, Adem�le eşi Havva g�nah işleyince sonu� t�mden sarsıcı oldu. Kurulu d�zen g�zelliğini, temizliğini, g�venliğini hep yitirdi. Barış mek�nı olmaya yaratılan yeryuvarlağı barut fı�ısına d�n�şt�. Kadının erkeğin baş �zelliği başkaldırma, b�y�klenme ve bencillik oldu. Bu savaş, �atışma ve kan akıtma ortamında Barış Başkanı�nın gelmesi gerekti. Tanrı Eden bah�esinde, g�nah eyleminin işlerliğe konulduğu yerde, Mesih�in gelişini haber veriyordu. O, bir kızdan doğacaktı. T�m insanlığın kurtarıcısı elbette yaratık kuşaklarından gelemezdi. Bencil, �ıkarcı insandan b�yle bir hizmet beklenemezdi. Yaratan insanı baştanbaşa yoksul bir varlık olarak g�rd�, tanrısal eylemle onu zengin kılabileni g�nderdi, zamansız �ağlarda var olan, insan zamanına girdi. Mesih y�ce Tanrı�nın insanlığa parlak armağanı oldu. Tavuk civcivlerini yutulmaktan kayırır. �oban koyunlarını hırsızdan canavardan kayırır. Seven anne can pahasına yavrusunu ateşin i�inden kurtarır. Kayıran kendi canı-nı vermeyi g�ze alır. Hi�bir karşılık istemez. Yaratanın senin i�indeki k�kl� gereksini-mi g�ksel zenginliğiyle karşıladı. Tanrı sevgisinin g�stergesi, O�nun benzersiz kayrası.. Teşekk�rle O�nu kabul etmek boyun borcundur. İman orununda �nc� olan �obanlar, g�kbilimciler, yaşlı Simeon, Anna adındaki peygamber kadın bu g�nence seni de �ağırıyor. Ve Mesih �ağırıyor: �Ey b�t�n yorulanlar ve ağır y�k altında yıprananlar! Bana gelin. Sizleri dinlendiririm... Canlarınıza dinlenme bulacaksınız� (Matta 11:28,29). �Bana iman edenin i�inden diri su ırmakları kaynaklanacaktır� (Yuhanna 7:38). �Duyan herkes, �Gel!� desin. Susayan herkes gelsin� (Vahiy 22:17). ![]() Tanrı O�nun geleceğini Adem�le Havva�ya haber vermişti. Daha sonra İbrahim�e a�ıkladı. Yine Musa�nın ağzıyla t�m topluluğa duyurdu. Davut�a verilen bilgi Mezmurlar�da �ağlar �ncesi kutlandı. Peygamberler O�nun geleceğini somut bilgi olarak tanıttı. Bunlardan Mika O�nun �ncesizliğini, Beytlehem�de doğacağını şu �arpıcı s�zlerle anlattı: "Efrata�da olan Beytlehem! İsrail �zerine h�k�mran olacak kişi bana senden gelecek. O�nun �ıkışı eski vakitten, �ncesiz �ağlardandır" (Mika 5:2). Ve Tanrı�ca verilen s�z�n, �ok �ncelerden kesinleşen eylemin en sonunda ger�ekleşmesi Kutsal Ruh�un yetkisiyle evrene a�ıklanıyor: "Vakit dolunca, Tanrı �z Oğlu�nu g�nderdi" (Galatyalılar 4:4). "Tanrı, Mesih�in kişiliğinde kıvan�la tasarladığı kendi isteğinin gizini bizlere belirgin etti" (Efesoslular 1:9). İnsan ve kurulu d�zen tarihin doruğunu oluşturan gelişimi sabırsızlıkla beklemekteydi. Tanrı�ca saptanan insansal vaktin dolması gerekti. T�m tarihte, �ncelerden bildirilen bu Tanrı olayının ger�ekleştiği andan daha kutlu bir zaman d�nemi yoktur. Tanrı�nın her durumda vaadini tutan olduğu insan tarihi boyunca g�r�lm�ş, kanıtlanmıştır. Başlangıcı olmayan �ağlardan bu yana Baba�yla birlikte olan �ncesiz Oğul, erden kızdan insanlık ailesine katıldı, sevgiyle ademoğullarının acısına, g�zyaşına ortak oldu. Evreni yaratan, insan oldu. G�nahlı kişilere ruhsal yasayı veren, ruhsal yasaya bağımlı oldu, yasayı saymayanlarca �armıha �akıldı. B�ylesi şaşırtıcılıkla kendisini al�alttı O. Din yasalarının, şeriat�ılığın, her t�r bi�imciliğin yetersizliği d�şï¿½nen kişiye Kutsal S�z�de a�ık a�ık anlatılır: "��nk� bedenin gereksiz istekleri y�z�nden, ruhsal yasanın g��s�zl�kten �t�r� yapamadığını Tanrı yaptı. G�nahlı insan bedeni benzerliğinde ve g�naha karşı sunu niteliğinde kendi Oğlu�nu g�ndererek insan bedeninde g�nahı yargıladı" (Romalılar 8:3). Cansız şeriatın yapamadığını, �ncesizlikten bu yana diri olan Mesih kutsal, g�nahsız canını sunarak b�t�nledi. G�nah k�leliğinde olmayan, g�nahsız doğan, g�nahlılıktan yargılanmayan İsa, g�nah-lılık nedeniyle �l�me yargılı insan soyuyla �zdeş oldu. G�nahlılık dışında, başka her ilişkide her bağlılıkta insan soyuyla bir sayıldı. T�m tanrıbilimde bundan daha somut ve kanıtlı bir olgu d�şï¿½n�lemez. O Kutsal Gece�yle ilgili g�rkemli ger�ek her insanı yenileyebilir. Arıtılmış, yeniden doğmuş, doğrulukla donatılmış yaşamı O�na iman edene sağlayabilir. Kurtarıcı�nın Evrensel H�k�mran olarak yeniden gelişini bildirir. Kutluluk getiren bu olaydan yaklaşık 750 yıl �nce Yeşaya peygamber Tanrı�nın bildiri-sini şï¿½yle a�ıkladı: "Erden kız hamile kalacak ve bir Oğul doğuracak. Adını İmmanuel �Tanrı bizimle� koyacak... Bizlere bir �ocuk doğdu, bize bir Oğul verildi. Başkanlık O�nun omuzları �st�nde olacak; O�nun adı Şaşılacak �ğ�t��, G��l� Tanrı, Sonsuzluk Babası, Esenlik Başkanı denecek" (Yeşaya 7:14; 9:6). Bu ger�ekleşen peygamberlik s�z� inananın kanıtı ve g�venidir, inanmayana Tanrı�nın �stelemeli �ağrısıdır. B�yle bir doğum, doğa kurallarıyla �elişki oluşturuyordu. Tanrı�nın eylemleri doğasal yasaların �tesindedir. Erden kız Meryem�den bir hayvan ağılında doğdu, yemliğe yatırıldı O. Daha doğar doğmaz d�şmanlıkla karşılaştı. Zamanın kralı Herodes O�nun kanına susadı. Bu nedenle, Yusuf, Meryem�le �ocuğu alarak Mısır�a sığındı. �Herodes�in �l�m�ne dek orada kaldı. Rab�bin peygamber aracılığıyla s�ylediği s�z yerine gelsin diye oldu bu: �Ben Oğlum�u Mısır�dan �ağırdım�� (Matta 2:15; Hoşea 11:1). T�m yaşamında gittiği en ırak k�şeydi bu. Kendi �lkesinde dar bir b�lgede dolaştı. Ne yersel varlığı, ne de etkisi vardı. Hatırlı yakınları yoktu. On iki yaşında, tanrıbilimcilerle yaptığı bir s�yleşi t�m�n�n parmağını ağızlarında bıraktı. Tarih boyu yeryuvarlağını, her kuşağı, her soyu etkileyen hizmeti �� yıl gibi kısa bir s�reyi kapsadı. Eski Antlaşma d�neminde bir�ok mucize g�r�lm�şt�; ama O�nun eylemleri bambaşka �zellikteydi. Doğayı, doğa �ğelerini dilediği gibi y�netti. Tek buyrukla kudurgan kasırgayı dinginliğe d�n�şt�rd�, tarlada y�r�rcesine suların �st�nde y�r�d�, denizde hi� balık bulunmadığı zamanda balık�ılara bol balık tutturdu. Bir balığın karnındaki parayı g�sterdi, bununla vergi borcunu �detti. İki k���k balıkla, beş ekmekle binlerce insanı doyurdu, k�feler dolusu ekmek ve balık artığı evlere taşındı. Evden k�peği kovarcasına, bedenlerini cinler dolduran insanlardan cinleri kovdu. Toplumun tecrit ettiği c�zamlıları t�mden pakladı, topluma geri verdi. �l�y� mezardan �ağırdı, diriler arasına kattı. Hi�bir kitap yazmadı. Ama s�zlerini, işlerini, yaşamını anlatan Kutsal Kitap �ağlar boyu en �ok aranan ve �zlenen Kitap oldu. Şu anda bu kitabı yasaklayan bazı �lkelere ne demeli? O�na ilişkin kitap ve yazılar �ok y�ksek bir dağ oluşturabilir. O�nu y�celten yapıtlar, ilahiler her yaralı y�reğe sağlık getirebilir. Savaşa karşıydı; ordusu silahı yoktu, asker �ağıracak yetkisi de yoktu. Buna karşın yeterliğiyle orduları durdurdu, g��l�lerin g�c�n� kırdı, sonsuzlara dek s�recek en etkin yengiyi sağladı. "Ben Ger�eğim" diye konuştu. Bu s�zden esinlenerek varlığa gelen kurumlar, �niversiteler yery�z�n� doldurdu. Temel �ğretisi daima SEVGİ oldu. Ademoğullarını anlaşılmaz sevgiyle sevmesi, O�nu t�m insanlığın kurtarıcısı, yaşam vericisi, sonsuzluk sağlayıcısı kıldı. Kuşkusuz, bir g�nahlı olan sen de bu kayıran, kurtaran, kutsayan, sevgiden yararlanabilirsin. Yaşamın sonsuzun t�m gizi-g�nenci Rab İsa Mesih�tedir. Hem de O�nun yeniden gelişi Tanrı ger�eği, insan bekleyişidir. O Dirildi, Sevin�teyiz![]() İsa Mesih dirilmiştir, şimdi diridir, y�celerde egemendir, yeniden gelişi �ok yakındır. O'nun bağlısı somut ve sağlam g�nen�tedir. Dirilip g�klere giden Mesih g�nahlı insanı kurtarır; hem yeniliğe kavuşan, hem de sonsuz g�vencesiyle dolan yaşamı ger�ekleştirir. Durgun, durağan su birikintisine karşı coşkunlukla akan ırmak neyse, diri Mesih'e iman da t�reci, bi�imci, kalıplaşmış inan� karşısında �yledir. Tanrı'ya binlerce şï¿½k�r. "İsa Mesih bizim su�larımız i�in �l�me verildi ve doğruluğumuz i�in �l�mden dirildi" (Romalılar 4:25). Titanik - Buzun Ağırığı![]() Buz mu g��l�, �elik mi? 14/15 Nisan 1912. Karanlık bir gecede vaktin en b�y�k ve sağlam gemisi daha ilk seferini yaparken bir buzdağına �arparak okyanusun dibini boylayıncaya dek herkes �eliğin buzdan daha g��l� olduğunda hemfikirdi; buna şï¿½phe eden yoktu. Tersini savunana belki de geri kafalı derlerdi. Bu felaket, denizcilik tarihinin en acıklı olayları arasındadır. Son yıllarda filmcilik bezirganları o unutulmaz batışın aşkla karışık bir filmini de �ekti, bol para d�kt�; daha bol para kırdı! Gemiye verilen ilgin� ad, onun sağlamlığını, dayanıklılığını belirtmekteydi: Titanik. Sat�rn gezegeninin en b�y�k uydusu, insanlıktan �st�n! G�n�n en başarılı m�hendisleri, en usta gemi işï¿½ileri en sağlam kalite �eliği kullanarak bu muazzam gemiyi derin gururla suya indirdi; parlak t�renler d�zenlendi. İngiltere�den Amerika�ya, iki kara par�asının en se�kin yolcularını taşıyan gemi tam g�venle yola koyuldu. Herkes doyasıya eğleniyor, yiyor, i�iyor, tarihsel olayı kutluyor, karaya varınca �ekici planlar tasarlıyordu. Gemi New York�un 1600 mil kuzeydoğusunda hızla ilerlerken, bir anda en g��l� g�k g�rlemesinden daha korkun� bir g�mb�rt� herkesin �d�n� patlattı, m�zik ve bando seslerini bastırdı. Zevk-eğlence bir anda paniğe d�n�şt�. O parlak yapıtın �elik g�vdesi var g��le buzdağına bindirince, y�z metreden aşkın bir yarık a�ıldı. �n taraf hemen sulara g�m�ld�. T�m �abalara karşın iki bu�uk saatte insanlığın �v�nc� karanlık sularda kayboldu. Yaklaşık 2200 yolcudan sadece 705 can kurtulabildi. Buz �elikten �st�n �ıktı; nice kişi utan�la, h�z�nle başını yere eğdi. Korku işaretleriyle �evrili yaşam yolculuğuna yakın tarihin sayfalarından aktarılan bu unutulmaz felaket dizi dizi ger�ekleri anımsatmakta. Kuşkusuz, bunlardan ders edinmekle ilgilenen kadına erkeğe, gence yaşlıya. Sen de her insan gibi yolculuktasın. Hi� kuşku yok; esenlik-g�venlik limanına ulaşmakla iligilenirsin. Buysa, nasıl bir gemide yolculuk yaptığına bağlıdır. Titanik�i y�netenlerin d�şï¿½nemediği buzdağları gittiğin yolu d�şemekte. Onlar gafil avlandı. Aynı oyuna d�şebilirsin! Olabilir ki, sağlam saydığın ara� canını sonsuzluğun parlak kıyısına iletebilecek g��te ve dayanıklıkta değil! Yolculuğunu nasıl s�rd�r�yorsun, onu nelere dayıyorsun? Kader, kısmet, alın yazısı, tecelli, inşallah-bismillah ve bu t�rden başka tekerlemeler ilerinin kapkaranlık bulutlarla �rt�l� olduğuna tanıklık eder. Kesin g�ven sağlayamayan sonsuz kesin kuşku g�stergesidir. Geminin sağlamlığını, yolun g�venliğini, karanlığı bastırabilecek ışığın s�rekliliğini iyice d�şï¿½nmek herkes gibi senin de boyun borcundur. Dayandığın gere� nedir, nasıl kurulmuştur? Bunun en iyi kaliteli �elikten yapıldığını d�şï¿½nebilirsin. Titanik�i en itinalı ustalıkla kurup kesin kanışla onu okyanusa salanlar, bu işin p�f noktasını d�şï¿½nemedi. Insan yapısı �elikten daha g��l� buzdağları bulunduğunu kestiremedi. Buzdağı �eliği parampar�a edince, bu yanlıştan geri d�n�lemedi. O denli insanın yanı sıra kocaman geminin de sulara g�m�ld�ğ�n� g�renler g�z�ne inanamadı. Kutsal Kitap�ta şu uyarı duyuruluyor: ��yle yol var ki, insana doğru gibi g�r�n�r, ama sonu �l�md�r� (S�eyman�ın �zdeyişleri 14:12; 16:25). Nicelerin sarılageldiği dayanaklar sonunda tuzla buz olur. T�m varlığının temel sorunu, o değerli canını g�venlikli sonuca iletebilecek gerece ihtiya�tır. Geriye kalan herşey ge�ici zamana, sınırlı mekana kısıtlıdır. Yaşam �ok �nemli bir yolculuktur. Kuşkusuz, bu yolculuğa en sağlam ve denenmiş ara� gerektir. Ademoğlu �ıktığı yolculuk �zerinde d�şï¿½n�r, taşınır, araştırır. Bir�oğu hedefe ulaşır. Ama Titanik yolcuları gibi ulaşamayanlar da �oktur. Zevkten d�rt k�şe olan yolcular bir anda ��r�k tahtaya bastığını anlayıverdi. Geminin karşısında hi� bilinmedik tehlike bekliyordu. Bu gelişimde kusurlu ademoğlunun yanılgısı belli oldu. Yaşam yolculuğu buzdağlarıyla �evrili. Varlığın her k�şesinde sırıtan g�nah hem yolculuğa �elme takıyor, hem de sonsuz g�venliğini yok ediyor. Ademoğulları kendine �zg� ara�lar bulmuş, bunlarla oyalanmakta, kurtulma olanakları aramakta: din, t�re, g�renek, libas-serpuş, sa�-sakal, tespih, bayram-seyran ve daha neler! Gelgelelim, bunlar g�nah buzdağını yok edemiyor, yolculuğa g�ven veremiyor. Dincilik-bi�imcilik bu okyanusu aşabilseydi yery�z� azizlerle dolardı. Ne var ki, bunlar herkese azizlik ediyor. Bu acıklı �yk� s�r�p gitmekte, insanın yaşamını ve akıbetini �izmekte. Ne gam! İsa Mesih�in sayısız mucizesi Incil�in sayfalarını donatır. Birine değinmek fırtınalarla y�kl� yaşam yolculuğunda asıl gereksinimin niteliğini daha iyi anlatabilir: �Onlardan ayrıldıktan sonra dua etmek i�in dağa gitti. Gece bastırdığında tekne denizin ortasındaydı. İsa da yapayalnız karadaydı. İsa �ğrencilerinin k�rek �ekmekte zorlandıklarını g�rd�. ��nk� r�zgar onlara karşı esiyordu. Sabah ��le altı arası, İsa denizde y�r�yerek onlara yaklaştı. Yanlarından ge�mek istedi. O�nun denizde y�r�d�ğ�ne tanık olunca, bunun bir g�r�nt� olduğunu sanarak avaz avaz bağırdılar. ��nk� hepsi de O�nu g�rm�ş ve korkmuştu. O zaman İsa onlarla konuştu. �Y�reklenin� dedi, �Ben�im, korkmayın!� Tekneye, onların yanına �ıktı. R�zgar dindi. �ğrenciler şaşkınlıktan donakaldılar� (Markos 6:46-51). �nceki d�nyanın tayfun gibi azıtan g�nahını o �rk�t�c� tufanla yargılayan evrensel Yargı�, hakka adalete dayanan ilkelere sarılan Nuh�la ailesini kurtardı. Kendi �nerisiyle kurulan gemide.. Bu Tanrı kadına erkeğe g��l� bir kurtarıcı, bir kaptan g�nderdi. İsa Mesih insan bedeni kuşandı, g�nahlarımıza karşı ha�landı, g�m�ld�, �l�mden dirildi, y�celere y�kseldi ve yeniden gelişinin g�venliği insanlığın parlak bekleyişi oldu. O, �Yol da, ger�ek de, yaşam da Ben�im� dedi, �Ben aracı olmadık�a hi� kimse Baba�ya gelemez� (Yuhanna 14:6). Her s�z�n� eylemleriyle kanıtladı ve ger�ekleştirdi O. ![]() Buzun ağırlığı nasıl giderilir? Tartışma istemeyen eritme işlemiyle. U�akların buzla �rt�lmesini �nlemek i�in �ok �nemli bir bakım gerek�esi uygulanır: Buzu eritip ��zen bir sıvı (etilen glikoz) serpilir u�ağa. Bu �nlem alınmazsa buz baştanbaşa u�ağı sarar, her yanında gittik�e kalınlaşan sert bir tabaka oluşur. Bu gereksiz ağırlık tehlikeye �ağrıdır. Koşuya koyulan sporcu hi� ağırlık vermeyen incecik iplikten dokunmuş bir fanila giyer. En �nemsiz sanılan ağırlık bile koşucunun �st�nde y�ke d�n�şï¿½r. Tenis t�r�nden sporlara katılanların v�cut ağırlığını s�rekli olarak denetlemesi zorunludur. Ters durumda �eviklik ve tetiklik yitirilir. Her alanda fazla ağırlıktan ka�ınılır. Beden ağırlığını kilo vermeye d�n�şt�rebilenin yararı elbette �oktur. Fazla kiloların zararı her yerde belirtiliyor. Bunlar �eşitli hastalıklara neden olabilir. Fiziksel ilişkilerde g�zlenen bu ilkenin ruhsal ilişkilere uygulanması şï¿½yle betimlenir: �Her t�r ağırlığı ve kolaylıkla kuşatabilen g�nahı �st�m�zden atalım. �n�m�zdeki koşuyu katlanışla koşalım. G�zlerimiz imanımızın �nder�i ve yetkin kılıcısı İsa�ya bakar olsun� (İbraniler 12:1,2). Varlıkta Tanrı d�zenine ters giden, ona karşıt d�şen g�nah ağırlığı en baskıcı y�kt�r. Yaşamındaki g�nahın b�ylesi bir y�k olduğunu hi� d�şï¿½nd�ğ�n oldu mu? Kafanda y�reğinde taşıdığın b�y�k k���k her g�nah eninde sonunda canını sonsuz mahva s�r�kleyecek olan korkutucu y�kt�r. Bundan sıyrılmanın gereği Tanrı�nın senden kesin isteğidir, ��nk� g�nah Tanrı�ya iğren�liktir. Can tatlıdır. Kişi onu tehlikeye atmak istemez. Ama gelgelelim varlığı sarsan, onu u�uruma iten yıkıcı etken her an karşında duruyor, sinsi sinsi sırıtıyor, ruhunu i�ten kemiriyor. �zvarlığı kutsallık olan Tanrı�yı en �nde �zen bozukluk, g�nahlılığın ve g�nahındır. G�nahın kaynağı k�keni şeytan, yani iblistir. Canın d�şmanı. Yaradan�ın her işine ve eylemine karşı savaşan iblis O�nun �zg�r yarattığı insanı yıkıma s�r�klemeyi amacı kıldı, kurnazlıkla ona g�nahı soktu, Yaradanı�ndan kopardı. G�nah, kaldırılamayacak kalınlıkta buz tabakası gibi t�m varlığını sarmış. Aklın, d�şï¿½ncen, g�r�şï¿½n g�nahla kaplı. Canın g�nahla dolu. Ağzın g�nah s�zleriyle y�kl�: Yalan, d�zen, yemin billah, iftira, l�net, s�vg�, aldatı, her �eşit dolap ve daha neler! İşin, davranışın g�nahla y�kl�. Başarabildiğin �v�n�l� ve ge�erli işlere karşı bir s�r� k�t�l�k ve yolsuzluk �irkin y�z�n� g�stermeye her an hazır! Acıklı ger�ek, g�nah ağırlığının g�ng�nden yoğunlaşmasıdır. �te yandan, Yaratanı�yla sağlıklı ilişki �zleyen ruh i�erde inim inim inlemekte. Giderek kalınlaşan g�nah tabakasını nasıl eritebileceksin? G�nah kavramı geneldir. �G�nahımız yoktur dersek kendi kendimizi kandırırız ve ger�ek bizde barınmaz� (I.Yuhanna 1:8). Dinler t�reler g�nah tutsaklığının istenmeyen bir k�t�l�k olduğunu tanır, kendine g�re bir kefaret yolu �ğretmeye �alışır. Ama şimdiye dek hi�bir din kendi bağlısına g�naha karşı kesin yengi sağlayamadı, işlenen g�nahların silindiğini, insanın �zg�rl�ğe kavuştuğunu, sonsuz yaşam g�venliğinin kesinleştiğini bildiremedi. ��nk� Tanrı karşısında olanaksızdır bu. �ylesi ağırlığı taşıyarak u�maya başlayan u�aklara k�t� sonu�lar getiren buz tabakası gibi g�nah da aklı, dili, eylemleri �elmiş, hem de her g�n, her an kalınlaşmakta, y�reği baştanbaşa nasırlaştırmakta. �oğu kez kişi bundan bilgisiz; ��nk� varlığın derininde g�nah pinekleşmiş. Hayır sevap, din-t�re, elbise, şapka, sakal, bıyık g�nahın bulucusu ve etkileyicisi şeytana vız geliyor; �Oyalanın siz bunlarla� diyor, �Ben işimi nasıl s�rd�receğimi iyi bilirim!� İblis b�yle tiye alıyor savunmasız insanı. Bazıları bedenine ıstırap �ektiriyor, bir ��z�m getirebilir d�şï¿½ncesiyle şeytanı taşlıyor. Kısır d�ng� s�r�yor. Bazı gafil gen�ler Satanist oluyor. G�nah, korkun� bir kasırga gibi her yanı kasıp kavuruyor. Nedir toplumun, kişinin �ektiği �ileler zinciri? T�m�n�n gerisinde g�nahın amansız egemenliği har vurup harman savurmakta. Kimi emek�i kardeşin uğraşı hamallıktır. Ağır y�k altında ezilenin durumu elbette �z�c�d�r. Kimi yaşam boyu bor� ağırlığı taşır, bor�tan sıyrılamaz. Kimi yaşam boyu her t�r başarısızlığın ağırlığı altındadır. Elini neye s�rse bir sonu� bulamaz. Acırız bu kişilere. Kardeşi Habil�in etkin inancına karşı ayranı kabaran Kain Habil�in canına kıydı; ilk katil oldu. Bu adam yaşam boyu kan akıtıcılık su�unu taşıdı. Daha bir s�r� ağırlık vardır. Ama en korkun� ağırlık g�nahtandır. Ve işin �z�c� y�n�, ademoğlu bu ağırlığın farkında değil! �zg�r kılınmayı aramaz. Oysa Tanrı�nın kişiye �nemle vurguladığı ger�ek, g�nah ağırlığının cana sonsuzlar boyu işkence �ektireceğidir. Karbon monoksitin �ld�r�c� gaz olduğu gibi, g�nah da ruha �l�m sıkan kahredici şırıngadır. Ademoğlunu her t�r armağanla donatan Yaradan�ın sağladığı yaşam en �st�n değerdir. Kurtarıcı Mesih insan yaşamının t�m d�nyadan daha �st�n �nem taşıdığını vurgular. �z niteliği kutsallık olan y�ce Tanrı�yı en �ok �zen sorun kişinin �z yapısını kemiren g�nah bozukluğudur. G�c�ne, yeterliliğine yaraşan eylemlerle g�naha karşı akılları şaşırtan kurtulmalığı sundu O. Y�celerden, �ncesiz S�z�, biricik Oğlu İsa Mesih�i insan bedeninde d�nyamıza g�nderdi. G�nahsız Mesih senin g�nahın i�in de �ld�. O kalın buz tabakasını kaldırmak, varlığını kutsallıkla donatmak Mesih�in temel isteğidir. Tanrı�nla kesin barışa sadece b�yle kavuşabilirsin. �l�ler arasından dirilen Rab İsa Mesih�in g�nahı arıtma g�c� kesin ve t�md�r. Elbette O�nu imanla değerlendirene: ���nk� atalardan gelme boş yaşayışınızdan, yozlaşan g�m�şle ve altınla kurtulmadığınızı biliyorsunuz. Tersine, lekesiz kuzuyu andıran Mesih�in değerli kanıyla kurtuldunuz. O, d�nyanın kuruluşundan �nce bilinmişti, ama �ağların sonunda sizin yararınız i�in a�ıklandı� (I.Petros 1:18-20). Merhamet İnayet - Arınma Kapısı![]() Heriki ayağı sakat, yoksul insan kardeş gelip gidenin sıklaştığı kapı kenarında oturmuş, �Merhamet, merhamet!� diyerek gereksinimini dile getiriyor, dinsel g�reneğini uygulamaya gelenlerden yardım bekliyor. Bazısı �n�ne azıcık para atıyor ama �oğu, �İnayet ola!� temennisini yapıştırarak ge�ip gidiyor. Vicdanın sesini bir yana iterek karşısındaki y�k�ml�l�ğ� hasıraltı etmenin kolaydan ka�amağı. Sorun enikonu incelenince hem dileğin, hem de verilen yanıtın �z�c�l�ğ� belirgin olur. Profesyonel dilenci var, işsiz a� yoksul insan kardeş var. Bu işi meslek edinenlerin amacı �alışmadan, emek harcamadan gelen gidenin merhametinden yararlanarak �ıkarabildiği kadar para toplamak. İkinci sıradakilerse dileğini utanarak, �ekinerek dile getiriyor ve acısına ortak arıyor. �te yandan, o b�y�k kapıdan i�eri girenlere bakıldığında kimisi canına sevap değsin diye azıcık para bırakıyor, kimisi de inayet ola temennisini din ilişkisinde ge�er ak�e yapıyor. C�mert�e kullanılan bu deyimin c�mert y�rekle hi�bir ilgisi yoktur. Bu kişilere inayetin ne olduğu, neyi kapsadığı nasıl anlatılmalı, onu neyle betimlemeli? Merhamet, İnayet. �ağdaş dille ilkinin anlamı acımak, sonranınkiyse kayrayla-l�tufla davranmak. İkisinin de taşıdığı anlam geniş kapsamlı. İlki, karşıdakinin derdine katılmak. İkincisi, kayırmak k�keninden gelen s�z. Y�ksek tutulan birinden sağlanan karşılıksız etkin iyiliğe b�yle denir. Caddede-kapıda yardım dileyenin de, bol keseden �İnayet ola!� s�z�n� tekerleyenin de somut merhamete, inayete gereksinimi belirgin. Ne biri ne de �b�r� insan sağlayışıyla karşılanamaz. Yoksul kişi de para babası da, orta hallisi de merhamet diye bağırsın, y�ceden kaynaklanan inayeti imanla değerlendirsin, buna sığınsın. Canı merhamete muhta� olan, azıcık paraya avu� a�an değil, sensin, herkestir. Bol keseden �İnayet ola!� yı savuran elisıkı kişi �İnayet� in ger�ek niteliğini kavrayınca imanla ona sahip �ıkar, eğilip şï¿½kranla Tanrı�ya tapınır. Her ulustan her soydan, her sınıftan her kuşaktan kadın erkek merhametin kaynağı, inayetin hazinesi sevecen Kurtarıcı�ya koşsun, O�ndan esenlik dilesin. ��nk� kutsal-adaletli Tanrı�nın karşısında a�, �ıplak, yoksul, d�şk�nd�r. �nemsiz sayılan, ya da �okluğundan yakınılan g�nahlar adaletli Tanrı�nın katında en ağır yargıyı, sonsuz �fkeyi getirir. Kesinlikle ayrımsız olarak.. İnayeti ırmakların suyu gibi c�mertlikle akan Tanrı�nın �n�nde para-mal kıtlığı ya da bolluğu, din eksikliği, sevap azlığı, ateizm hi� �nem taşımaz. Bunlardan daha �nemli gerekler var. Yoksulluk varlığının derininde bağıran, her an kendini a�ıklayan d�rt�c� �alkantın. Nedir bu? İ�te canın inliyor; ��nk� icaplarını karşılamaya �alışıyorsun, belki hayır-sevap işliyorsun, bol tarafından �v�l�yorsun ama �z varlığın �Merhamet!� diye haykırıyor. G�nahının y�k�n� taşıyorsun; kesin affın, doğrulukla donatılmanın parlak g�nencine hi�bir yolla erişemiyorsun. �ok tatlı, zevkli, saygın bir yaşam s�rsen de i�indeki boşluk y�celerden gelen inayeti aramakta. Karın a�lığını, beden �ıplaklığını belki de konutsuzluğunu bilen kişi �Merhamet!� diye bağırmaktan kendini alamaz. Ama canının barış ve esenlikten, her duyguyu aşan erin� ve g�venlikten b�sb�t�n yoksun olduğunu kestiremeyen insan ger�ek�i ruhla �Mermamet!� diye haykırmayı kendine yediremez. Sırası, sanatı, geliri, eğitimi, toplumdaki yeri ve herkes�e �v�len dinselliği ona �Merhamet!� dedirtmez. Nasıl dedirtsin? Onun her şeyi tıkırında. T�m d�şï¿½ncesi taşıdığı �zelliklerde odaklanır. Ne var ki, kesin i�tenlikle merhamet dilemeden g�ksel inayetin g�nencine sen de gelemezsin. A�-susuz g�n yitirir, elia�ık Tanrı�nın karşısında daima gereksinimli kalırsın. Belki de kısır d�ng�de oyalanır durursun. Yaratan�a olsun, insan kardeşe karşı olsun işlenen g�nahlar zinciri yaşamı sağlıklı ilişkilerden koparmış. ��l ortasında kalmış biri gibisin. G�zle g�r�len maddesel-dinsel bolluk ve doluluk canının derin arzusunu karşılayamıyor. Ama durumu �ok iyi bilen i� d�nyan �Merhamet, merhamet!� diye her g�n inliyor. Bu bağırma i�tenlikle dile getirilmeden g�kkubbeden rahmet inmiyor, susuz can sulanamıyor. Herkese sevgiyle yaklaşan Tanrı�nın kurtarıcı İsa Mesih aracılığıyla uzattığı inayet.. O işlek kapının kenarında oturan yoksul insan, kayıtsız yurttaştan kupkuru �İnayet ola!� temennisini alıyor. �te yandan Tanrı�nın kurtarış kapısına al�akg�n�ll�l�kle, g�nahtan d�nme isteğiyle, arıtılma dileğiyle, iman dolu y�rekle yaklaşan ��kk�n g�nahlı bol inayete kavuşuyor. Bu bulunmaz g�nence erişemeyecek tek kişi d�şï¿½n�lemez. Sen de g�nahlarının affına kavuşan Davut peygamberin sevinciyle coşabilirsin. Tanrı kayrayla onun su�larını bağışlayınca g�ksel armağanın g�nencini coşkuyla kutladı: �Ne mutlu isyanı bağışlanan, g�nahı �rt�len insana! Su�u RAB tarafından sayılmayan, ruhunda hile bulunmayan insana ne mutlu!� (Mezmur 32:1,2). �Tanrı�nın kurbanları ezilmiş ruhtur. Ya Tanrı, ezilmiş ve paralanmış y�reği hor g�rmezsin.. Bende temiz y�rek yarat, ya Tanrı. İ�imde sağlıklı ruh yenile... Bana kurtarışının sevincini geri ver, yardıma hazır ruhla beni destekle... Ey canım, RAB�bi kutsa, ey i�imdeki her duygu, O�nun kutsal adını kutsa. Ey canım, RAB�bi kutsa ve iyiliklerinin toplamını unutma. T�m k�t�l�klerini bağışlayan, b�t�n hastalıklarını sağlığa d�n�şt�ren... Doğu batıdan ne denli uzaksa, o denli uzaklaştırdı bizden isyanlarımızı� (Mezmur 51:17,10,12; 103:1-3,12). Tanrı�yı hoşnut edenin dileği-teşekk�r� budur. Arıtılma salt inayetle b�t�nlenir, Mesih�in kurbanlık kanıyla ge�ekleşir. Peygamberlerin toplamı g�nah affını b�yle tanıdı ve tanıttı. Hak Yargı�a bilinen her sınırı aşan bir borcun var: �iğnediğin yasalarına etkin karşılık nerededir? �n�nde bir se�enek duruyor. Seven Tanrı sana yaklaşıyor: �Oğlum Mesih senin kefaretin oldu, t�m g�nah borcunu �dedi. Armağanımı imanla kabul etmez misin?� Belki sen de genel se�eneğe uyarak, �Gerekli değil! Borcumu dinimin icaplarıyla, hayır-sevapla �deyeceğim� diyorsun. Sevgili dost, iğneyle kuyu kazmaktan vazge�, Tanrı�nın inayetini kabul et. O şï¿½yle der: �Kurtuluş kuyularından sevin�le su �ekeceksiniz� (Yeşaya 12:3).���nk� iman ederek kayrayla kurtulmuş bulunuyorsunuz. Bu kendi başarınız değildir, Tanrı armağanıdır. Kişinin yaptığı işler nedeniyle değil. �yle ki, kimse �v�nmesin� (Efesoslular 2:8-9). ![]() Eskiler konuksevere �Kapısı A�ık� demiş. Kapısını başkalarına kapalı tutana da �Kapısı Duvar� demiş. Kapısız yer d�şï¿½n�lebilir mi? Eski ve yeni uygarlıkları birleştiren ge�ittir kapı. Ne ulus ayrımı bilir, ne de toplum başkalığı. Kapı d�nya �apında bilinir, kullanılır sağlamı yapılır. �eşit �eşit kapı vardır: B�y�k kapı, k���k kapı, �zenişli saray kapısı, altın işlemeli kapı, g��l� kuvvetli kale kapısı, kilitli d�kkan kapısı, s�rmesi i�eride konut kapısı, savunmasız kul�be kapısı, komşu kapısı, koyun ağılı kapısı, vb. Bir de soyut anlamlı kapılar vardır. İsa Mesih şu ger�eği tanıttı: ��oban koyunlarını adlarıyla �ağırır ve onları dışarı y�neltir. Kendininkilerin t�m�n� yola koyunca onların �n�nden y�r�r, koyunlar da ardı sıra giderler. ��nk� sesini tanırlar. Bir yabancının ardı sıra gitmezler; tersine, ondan ka�arlar. ��nk� yabancıların sesini tanımazlar... Ben koyunların kapısıyım� (Yuhanna 10:3-5,7). İsa Mesih Tanrı�nın katını kutsallık kapsamında parıl parıl parlayan �ok g�zel, şatafatlı bir konuta benzetir. Oraya girmek sadece bir kapıdan ge�mekle ger�ekleşebilir ve hi�bir şï¿½pheye, acabaya meydan bırakmadan kendisinin Tanrı katına g�t�ren kapı olduğunu belirtir. G�nahtan arınmanın, Tanrı�yla barışmanın, cennete kavuşmanın sadece bu kapıdan ge�mekle sağlanabileceğini vurgular. Koyunun saflığından, zararsızlığından esinlenerek dile bazı kaba deyimler sokulmuş: Koyun gibi adam! Koyuna bak! Koyundan farkı yok! Tanrı�nın benzerliğinde yaratılan insan kardeşi aşağılayayım derken koyun aşağılanır b�ylece. G�nahlı, k�t�l�kl� insanın asıl benzetilebileceği yaratıklar başkadır: Tavus, tilki, sırtlan, yılan, akrep, sinek. Ne yazık, bir�ok g�nahlının davranışı bu sıradan değil mi? Su�luluğunu, g�nahtan arıtılma zorunluluğunu kavrayamayan birey �eşit �eşit kapıdan ge�erek tanrısal kutsallığın g�rkemine ulaşmaya didinir. Ama bunu başaramaz. ��nk� g�nahlı can hi�bir koşul altında Tanrı�nın �n�nde beliremez. G�nahsız Mesih bireye koyun kuzu gibi olmanın yararını belirtir. Koyun gibi k�t�l�ks�z, kinsiz, hilesiz biri olmayı istemez misin? Kutsal Tanrı�nın buyruğu budur. Etik kurallarının �z� de budur. Ademoğlu kudurgan, paralayıcı, yutucu, kandırıcı, s�m�r�c�, g�sterişï¿½i biri. Her t�r kurnazlığın, bencilliğin, kinciliğin, derindeki kirliliğin giderilmesi şu ge�ici yaşamın temel gereği. Tanrı varlıkta insanı-meleği imrendiren somut sonucu ger�ekleştirmeye y�celerden Mesihi�ni g�nderdi. Yahya peygamber O�nu şï¿½yle tanıttı: ï¿½İşte d�nyanın g�nahını kaldıran Tanrı Kuzusu!� (Yuhanna 1:29,36). Tanrı Kuzusu Mesih kurtarmalık kanıyla arıtılıp kendisine bağlanana bambaşka y�ntem ve �zellik sağlar, parlak sonsuzun kapısını a�ar. Buna yeniden doğuş denir. G�nahlıyı nasıl kurtaracağını �ncesiz �ağlardan sınırsız bilgeliğinde tasarlayan Tanrı bu etkin eylemi peygamberleri aracılığıyla bildirmişti: �Sizlere yeni y�rek vereceğim, i�inize yeni ruh koyacağım. Taş y�reği bedeninizden �ıkaracağım, sizlere et y�rek vereceğim. Ruhum�u i�inize koyacağım; sizleri yasalarımla y�nelteceğim. Yargılarımı tutacaksınız, hem de uygulayacaksınız� (Hezekiel 36:26,27; 11:19). Varlığın dışında kayıtlı Tanrı, devlet, toplum yasalarına tecav�z zor değil; gelgelelim yeniden doğuşta Kutsal Ruh�un cana işlediği yasaları kişi giderayak bozamaz. İ�erde yazılı yasa koruyuculuk, savunuculuk g�revini �stlenir, bireye etik kurallarını �iğnemenin her t�r d�şï¿½kl�ğ�n� g�sterir, onları savunur. Koyun tek başına yaşayamaz. Bakıma, g�d�lmeye, savunulmaya gereksinimi �ok iyi bilinir. Koyunların g�d�c� y�netiminde, esenlik d�zeyinde yaşaması toplumda kişilerin sevgi ve barış ilişkisinde yaşaması gereğini betimleyen g�zel bir �rnektir. Ademoğulları bunu başarabilmekten �ok ırak. ��nk� t�m� de g�nahlı. �stelik aşağılayıcı s�zlerle koyunu kuzuyu kınamasını �ok iyi bilen bir varlık. Tanrı�nın ilgisi ademoğullarını bu �ıkmazdan �zg�r kılıp kendisine �ekmektir. Bu doğrultuda hi� bilinmeyen parlak bir kapı a�tı O. Seni de o g�rkemli kapıdan girerek yaşam bulmaya �ağırıyor. �Ben kapıyım� demenin yanı sıra İsa Mesih şu yetkili s�z� de ekler: �Yol da, Ger�ek de, Yaşam da Ben�im. Ben aracı olmadan hi� kimse Baba�ya gelemez� (Yuhanna 14:6). O�nsuz gidiş yok, bilgi yok, yaşam yok. Unutulmasın, ger�ek �ncesiz ve sonsuzdur; yalansa insan tarafından icat edilmiş uydurmadır. Başka bir yerde şu S�z belirtilir: �Mesih Tanrı�ca bizler i�in bilgelik kılındı� (I Kor.1:30). İsa Mesih hırsızların genellikle başka a�ıklıklardan i�eri girdiğini beliritir: Pencereden, bacadan, yeraltı deliğinden, vb. Oysa Tanrı�nın atadığı kapıyı değerlendirip oradan giren, dosdoğru Tanrı katına �ıkar, oranın s�rekli konuğu olur, canına en �ekici otlağı bulur. Sevginin, g�venliğin, esenliğin barınağıdır Kurtarıcı Mesih�in kendisine iman edeni ilettiği tanrısal konut. Orada bulunana korku, g�vensizlik, adaletsizlik, kadercilik hep dışlanmıştır. Bir de yasak kapılar vardır. Herkes her kapıdan i�eri dalamaz. Ama seven Yaratan�ın t�m insanlığa a�tığı parlak kapıdan varlıklısı da yoksulu da, erkeği de kadını da, herkes girebilir. Tek kişi bile geri �evrilmez. İnsan canının g�nah ��ll�klerinde dolanıp durduğu şu bozuk-d�zen �ağda bu kapıyı değerlendirenin g�nenci en parlak aşamaya gelmektir. O kapıdan gireni Tanrı�nın parlak şï¿½len sofrası serili bekliyor. Bilinen sofraların t�m�nden daha g�rkemlidir o. Her t�r mazereti bir yana itip tanrısal şï¿½lene katılan şimdiden sonsuzun g�nencindedir. Derme �atma, temelsiz yetkisiz kuramlar hi� kimseyi Tanrı�nın katına y�neltemez. Sadece O�nun atadığı arınma kapısından t�vbeyle, al�akg�n�ll�l�kle, Mesih�e imanla giren kutsal kata �ıkabilir. B�y�klenenin boyu oradan ge�emez. Tanrı�yla barışma kapısı engin y�reklileri arar. Bu aynızamanda insan kardeşle barışma kapısıdır. Bozuk insan ilişkileri varlığın temel sorunlarından biri değil mi? G�nah karanlığından kutsallığın aydınlığına �ıkaran tek kapı sorunlarımızı geride bırakır. İncil�deki isteklendirme şu s�zlerle sana da ulaşıyor: �Tanrı�nın bizim i�in a�tığı yeni ve diri yol olan perdeden, yani İsa�nin bedeninden girelim� (İbraniler 10:20). O�nun bedeni yaralanan, kanını akıtan, �l�p g�m�ld�kten sonra ���nc� g�nde g�rkemle dirilen kutsal bedendir. Senin bu kapıdan Tanrı�ya yaklaşabilmen i�in bedenini senin yararına kurbanlık kılan Mesih�e iman etmek varlığın-sonsuzun en y�ce kararıdır. |
|||
|